Tuz

Tuz bir mineraldir.

tuz cizimm

Sodyum klorür, bizi yaşatan onlarca temel besinden biridir.

Tuzun Tarihine baktığımızda bazı bilgilerle karşılaştık,

Çin’de keşfedilmiştir.

Çinliler M.Ö. 6000 yılında Shanxi eyaletinde Yucncheng gölünden tuz elde edildiğine ve bu gölün kontrolü için savaşlar yapıldığına inanır (belki de daha önceleri keşfedilmiştir).

Modern yer biliminin sağladığı bilgilerden önce tuzun nerede bulunduğunu bilmeyen insanoğlu, 20. yüzyıla kadar umutsuz bir biçimde tuzun peşinde koştu.

MÖ 250’de Çin’de dünyanın ilk tuzlasını kuran Li Bing’den 1930’da Hindistan’daki İngiliz yönetimine karşı “Tuz İsyanı”nı düzenleyen Gandhi’ye gelinceye kadar savaşları, kültürleri, siyasi iktidarları, dinleri, ekonomileri ve elbette ki yemek ve beslenmeyi çeşitli biçimlerde etkileyen tuzun insanlık tarihinde özel bir yer tutması doğaldır.

Çinliler, Romalılar, Fransızlar, Venedikliler, Hamburglar ve diğer birçok yönetim, savaşlar için para bulmak üzere tuz vergisi koymuştu. 

Çin’de İ.Ö. 12. yüzyılda tuz vergisinden söz eden metinler bulundu.

Tuz sağlıklı mı? 

Günde ne kadar tuz tüketmeliyiz?

Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp ve böbrek hastalıkları, obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını olumsuz etkilememek amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram olarak önermektedir.

Yetişkin bir insanda 250 gr. tuz bulunuyor. yaklaşık üç veya dört tuzluk dolusu. 

Tuzsuzluk insanda baş ağrısı ve zayıflığa ardından sersemlik ve mide bulantısına neden olurken, vücudun uzun süre tuzsuz kalması ölümle sonuçlanıyor. Araştırmalara göre yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları çok tuz tüketimi arasında bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumda dengeli bir tuz tüketimi gerekiyor.

1 gram sofra tuzunda % 40 sodyum ve % 60 klorürdür, 

1 gram tuz vücudumuzda 250 gram su tutar. 

Sizlerle kısaca sodyum klorür hakkında bilgi de paylaşmak istedim.

Sodyum Nedir?

Sodyum: Sodyum, insan sağlığı için hayati öneme sahip bir mineraldir. Sinir ve kas sisteminin düzgün çalışması, sıvı ve elektrolit dengesi, hücresel aktivitenin korunması ve kan basıncının kontrolü için gereklidir. Vücutta fazla veya düşük miktarda bulunması zararlıdır. Gereken sodyum miktarı böbrekler tarafından belirlenir. Eksikliğinde halsizlik, kolesterol artışı, sinir sisteminde bozulma, insilün direncini ve fazlalığında böbrek ve kalp sağlığında sıkıntılar, yüksek tansiyon ve kanser gibi komplikasyonlar oluşabilir

Klorür Nedir?

Klorür: Klorür, insan vücuduna sofra tuzu ile giren bir moleküldür. Mide ve bağırsak yolunda emilerek, idrar yolu ile vücuttan atılır. Bu molekülün vücutta önemli görevleri vardır. Aynı zamanda vücutta sodyum, potasyum ve bikarbonat gibi elektrolitler bulunur. Klorür ve bu elektrolitler vücut içindeki sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca asit dengesinin sağlanmasında önemli rol oynarlar.

Klorür yüksekliğinin belirtileri ise şunlardır:

  • Tansiyon yükselmesi
  • Yorgunluk
  • Kaslarda güçsüzlük
  • Kalp ritminde bozukluk
  • İshal, terleme ve kusma
  • Konsantrasyon problemleri
  • Vücutta karıncalanma ve uyuşma
  • Sürekli susama isteği

Eğer kanda klorür seviyesi 97 mmol/ L altına düşerse hipokloromi denilen dengesizlik ortaya çıkar. Bu düşüklük genellikle böbreklerle ilgilidir. Diğer nedenleri ise kronik kalp yetmezliği, aldosteranizm, akciğer hastalıkları, addison hastalığı ve alkaloz’dur.

 Klorür düşüklüğünün belirtileri ise şunlardır:

  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Nefes almada güçlük
  • Vücutta sıvı kaybı
  • Kusma ve ishal

Ülkemizde tüketilen tuz miktarı : 15 gram/gün

Avrupa Ülkeleri: 8-12 gram/gün

İzin verilen tuz (ilk hedef): 5-6 gram/gün

İzin verilen tuz (ikinci hedef): 3 gram/gün

Bebeklere ilaç vermek için kullanılan kaşıklar genel olarak 5 ml’dir. 

5000 yıl önceki atalarımız (Taş devri): 100-150 mg (gün)

Tansiyon hastalığı görülmeyen Yanomamo yerlilerinin (Brezilya’da yaşarlar) günlük tuz alımı ise yaklaşık olarak günde 100 mg yani 5000 yıl önceki atalarımız gibi. Yanomamo yerlilerin aldığı tuz miktarının günde 100 mg civarında olması aslında ne kadar az tuzla yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. Yemeklerimize hiç tuz katmasak ve tuzsuz ekmek yesek bile ihtiyacımız olan tuzu tükettiğimiz sebze, meyve ve diğer gıdalardan alırız.

Tuz Çeşitleri Neler mi?

Bizim genelde duyduğumuz en fazla 4 yada 5 çeşit tuz vardır. Fakat bu kadarla sınırlı değil.

  • Çiçek Tuzu (fleur de sel)
  • Deniz Tuzu
  • Maldon
  • Gri Tuz
  • Koşer Tuz
  • Sofra Tuzu (rafine)
  • Himalaya Tuzu
  • Kaya Tuzu

Deniz suyu buharlaştığında geride kalan tuz deniz tuzudur. 

Kaya tuzu ise çok eski göl ve denizlerden çıkarılır bir kısmı da yerin çok altındadır..

Türkiye’de, İzmir Çamaltı  tuzlasının tarihi pek bilinmemekle birlikte, bu tuzladan, ilkel yöntemlerle uzun zamandan beri tuz elde edildiği tahmin edilmektedir. Bu tuzlar, 1863 yılında İtalyanlar tarafından modernleştirilmiş,

Sizce sebzelerde tuz var mıdır? 

SEBZELER: Ispanak, soya fasulyesi, şalgam, pazı, kabak, kuru fasulye ve sarımsak gibi sebzelerin iyot oranı yüksektir. Bu sebzeleri aynı zamanda vitamin kaynağı ve antioksidan olarak tüketebilirsiniz.

 meyvelerde tuz var mıdır ?

MEYVELER; genellikle iyi bir iyot kaynağı değildir ve sadece bir kaç meyve iyot içerir. Muz Erik kurusu ve çilek . Bu meyveler arasında yer alan çilek düşük kalorili olması ve içeriğindeki mineraller ile sağlıklı bir beslenme programına eklenebilir. 6-7 adet çilek günlük iyot ihtiyacının yaklaşık %8’ini sağlar.

Tuzun işlevi nedir?

Besinleri pişirir koyulaştırma, lezzetlerini arttırma, koruma ve saklanmada görev alır.

Besinlerin tuzlanarak saklanması mikroorganizmaların üremesine ve bozulmaya yol açan besinleri (bağlanmamış su) yani su aktivitesini azaltarak besinlerin uzun süre muhafaza edebilmesini sağlar.

Tuz ile ilgili bazı temel bilgileri bizlerde araştırıp öğrendik bir kısmını sizlerle paylaşmak istedik daha o kadar çok bilgi var ki  tuz ile ilgili  araştırılacak ve öğrenilecek biz bile okudukça şaşırıyoruz.

Tuzu eskiden insanlar ilaç ve merhem olarak tedavilerde kullanmışlar buna benzer bir çok yerde kullanılmış biz en iyisi doğru ve az miktarda yemeklerimizde kullanmaya devam edelim bize tat ve lezzet vermeye devam etsin 🙂